İrfan Şipak

Tırazlı-Halkapınar Çeşmesi-Balçova,26-12-2021Nefesimizi alarak gözümüzü açtığımız bugünün adı ;TIRAZLI,HALKAPINAR ÇEŞMESİ,BALÇOVA. Geçen hafta bize toprağı şükür ile nasıl öpeceğimizi hatırlatan şoförün kullandığı aracımız katılımcı yürüyüşçüleri ile birlikte beni de almaya geldi. Biraz eksiğimiz vardı hem parkurun uzun oluşu, hem beklenmedik rahatsızlıklar hem de havanın yağışlı olacağı bilgisi. Bu konuda yanılmıyorduk. Parkur meteorolojisini takip eden başkanımız bizi bu konuda da çaresiz bırakmadı hiçbir zaman.Bornova’daki yürüyüşçülerimizi de aldıktan sonra merkezde kısa bir kahvaltı molası vererek kahvaltı yapmayanlara kahvaltısını yapma imkanı, kahvaltısını yapanlara da çay molası olan bu mola kısa sohbet vesilesi de oluverdi sabahın ilk ışıklarında. Araca biner binmez ilk fotoğrafları alıp, arşivlemeye başlamıştım.Kısa kahvaltı molasından sonra Buca köprüsünden diğer yürüyüşçüleri de alıp, bir araç dolusu doğa sevdalısı, doğa aşığı deli dolu insanlar bir araya gelivermişlerdi. Geçen haftadan bu yana aralarındaki sevecenlikten bir şey yitirmeyen insanlar. Araç dar Kavacık Köyü yoluna döndüğünde, Tırazlı yol ayrımının daha da yakın olduğunu biliyorduk ama bölgeye inen sisin azizliği ile ayrımı kaçırsak da kısa zamanda doğru yere dönüverdik.Araçta O dar yolda ilerlerken sisten önümüzü göremeyecek kadar görüş mesafesi düşmüştü. Bu bizi görsel anlamda mutlu etse de, şoförümüzden dolayı tedirgin etmiyor da değildi. Yolun kenarına aracın durmasından sonra yolun hazırlanıp başkan Nihat beyin tedbir amaçlı ikazlarıyla bu haftaya özel spor yapmadan hemen yürüyüşe geçtik.Hava sisliydi. Birbirimizden göz temasını kesmeden yürüyecek ve bastığımız yerlere biraz daha dikkat edecektik. Havadaki bu güzel doğa olayı bize bunu gerektiriyordu. Evet hava sis vardı ama bu bizim yürümemize engel değil bilakis, daha bir arzu, istek ve şevkle yürümemize neden oluyordu. Her ihtimali göz önüne alarak yağmurluk, bazılarımız tozluklarımızı da takmış kendimizi yağacak olan yağmurdan korumak için gerekli önlemleri almıştık. Fazla zaman geçmeden içinde yürüdüğümüz sis, birer ikişer damlalarını üzerimize bırakmaya başlamışken çok kıza zaman sonra sicim gibi yağmur dökülüvermeye başladı. İçimizden “İyi ki yağmurluklarımızı zamanında giydik” dedirtti bize. O yağmurun altında ilerlerken karşımıza çıkan iki tane çoban çeşmesinden, elimizi yüzümüzü yıkarken eksilen sularımızı takviye ettik. Yağan yağmurun altında yürümeye devam ederken doğanın bir güzelliği olan sis olayını iliklerimize kadar yaşamaya çalıştık. Verdiğimiz küçük molalar ile su ve meyvelerimizi tüketerek ilerlemeye başladık. Çıkan hafif rüzgarlar ile sis dağılırken yerini soğuk esen sert rüzgarlar zirveye yakın bizi bekliyordu. Zirveyi bulduğumuzda toplu olarak fotoğraf çekildik. Öğle saati olmuş sabah erken kahvaltı yapanlar acıkmıştı. Öğle yemeği için vereceğimiz molanın rüzgar almayan kuytu bir yer olması için özen gösterdik. Terliydik kış vakti bir hastalık yaşamak istemiyorduk.Boğazı aştıktan sonra gelen ilk kuytu bedre yağmura yakalanmadan öğle yemeğimizi yedik ve hemen yola koyulduk daha çok yolumuz vardı. Nihat beyin deyimiyle 15 km yol yürüyecektik. Topladığımız çantaları sırtlandık yine çiseleyen yağmuru karşılamak için çeşit çeşit yağmurluklarımızı kuşandık. Bizi yanıltmayan yağmur, sanki sözünü tutmak ister gibi gözyaşlarını indirdi yine. İyi ki yağmurluklarımız üzerimizdeydi. Verdiğimiz molalarda meyve ve çerezi yediğimiz için “yiyici takımı” adı takan Fethi bey, takımımıza dahil olmaktan gurur duydu. Dönüş yoluna geçmiş HALKAPINAR ÇEŞMESİ’nin olduğu bölgeye ilerlerken zamanın ilerlemesinden yolun uzayacağı için karanlığa kalabileceğimiz zannı ile Başkan Nihat bey Halkapınar çeşmesine gitmek yerine bölgeyi karşıdan görecek şekilde geçmeyi düşündü. Fikri Kaban ağabeyimiz bu yürüyüşe Oğlunu da beraberinde getirdi. Halka pınar çeşmesi bölgesinden uzaklaşırken Fikri ağabeyin oğlu bacağının çektiğini söyleyerek yaşadığı problemi iletti. Hemen soğutucu sprey ile müdahale ederek, dizlik ve batonunu tamamladık. Rahat yürümesini sağladık birazda kaya tuzu ile yaşadığı krampın tekrarlamasını engellemeye çalıştık. Biraz ilerledikten sonra Nihat Başkan motoru ile Tırazlıya dönen bir motorcudan kendisini Balçovaya bırakmasını sağladı. Onsekiz kişi başladığımız yürüyüşe onyedi kişi devam ediyorduk.Bizim aşağı inişe geçtiğimiz saatlerde, bir moto-cros yarışının olduğunu karşımızdan gelen motorlu yarışçılardan anladık. Uzaklarda tereddüt ile baktığımız tepedeki Teleferik binasını süsüyorduk. Başkanın teleferik binası olduğunu onaylaması ile Balçova Barajına yakın olduğumuzu anladık. Artık yürüyüşün bitmesine fazla zaman kalmamış olmalıydı ama daha önümüzde vereceğimiz bir meyve molası zamanımız ve sessizlik etkinliğimiz vardı. Seyir yerine yaklaşıyorduk ama baraj yeteri kadar görünmüyordu. Az ötede seyrekleşen çam ağaçlarının arasından Balçova barajı tüm çıplaklığı ile görünüyor adeta “Ben buradayım” dercesine yeşile çalan suları ile poz veriyordu. Fazla oyalanmadan seyir yerinden uzaklaştık ve bir dinlenme yerine geldik bizden önceki gurubun uzaklaştığını görürken. Biraz dinlendikten sonra patikaya döndük. Sık ağaçların arasından geçerken Yaban Domuzlarının toprağı adeta altüst edercesine eşelemiş olduklarına şahit olduk.İki yaşlı ağacın olduğu bir bölgeye gelip meyve molasına oturduğumuzda burada sessizlik etkinliği yapacaktık. Meyvelerimizi yedikten sonra Salih beyin düdük sesi ile başlayan etkinliğimizde ilk misafirlerimiz can dostlarımızdı. Daha sonra sessizlik etkinliği yaptığımızın farkında olmadan sorular sorarak gelen iki yürüyüşçü oldu. Sessizlik etkinliğimizi bozmadan zamanı doldurup kendilerine yeterli ve gerekli cevap verildi ve en kısa zamanda tekrar yürüyüşe geçtik. Bahçelerin arasından geçerek yorgunluk ile birlikte keyifle ve neşe içinde 15 km diye başlayan yürüyüşümüzü 21 km olarak yılın son yürüyüşü olarak tamamladık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir